
Yaz gribi gibi… `Olmaz olmaz` deme, `olmaz, olmaz!`. Kış gribine benzemese de oluyor, hem de kimi zaman ishal kimi zaman da zatürre ile bir arada. Yaz gribi, tıp edebiyatında Lejyoner hastalığı olarak da biliniyor. İlk kez Amerikan Lejyonerleri arasında görüldüğü için bu ad verilmiştir.
Hastalığın sorumlusu, suda barınan bir bakteridir. Bu bakterinin 80’e yakın türü vardır. En sık yaz ve sonbahar aylarında çoğalıyor. Ancak bu kural değildir. Az da olsa diğer mevsimlerde de görülebilir.
Su deposu, kaplıca, yüzme havuzları, ırmaklar ve
göller ikamet alanlarıdır. Nehir ve göllerden kolayca şebeke sularına
da karışmaktadır. Bildiğimiz grip, virüslerden ötürüdür ama bu, bakteri
olduğu halde grip havası yaratır. İşte bu nedenle virüslerden farklı
olarak tedavisinde antibiyotik kullanırız.
Bakteri ile
karşılaşan herkes mutlaka hasta olacak değildir. Yaşlı, genel durumu
bozuk olanlar daha çok etkilenirler. Kalp-damar hastaları, akciğer
hastaları, şeker hastaları, böbrek yetmezliği olanlar daha büyük risk
altındadırlar. Ayrıca bu sevimsiz bakterinin sigara içenleri ve
erkekleri daha çok tercih ettiğini de ilave etmek isterim.
Aşırı
sıcaklar hepimiz bunalttı. Olanağı olanlar klima altında serinlemeyi
tercih ediyorlar. Ediyorlar ama söz konusu bakterinin klima
cihazlarından gelen tacizine de maruz kalıyorlar. En sık da merkezi
soğutma sistemine sahip otel klimalarının. Ayrıca bizlere sıcak yaz
günlerinde serin bir ulaşım olanağı sunan otobüs ve uçak klimaları da
ayni riski aktarıyorlar.
Klimadan vazgeçtik, duş alıp da serinlemek isteyenler ise, duş musluklarında üreyen bakterilere maruz kalıyorlar. Bu nedenle pas tutmuş ya da çürümüş depo ve musluklar tehlike saçıyor. Bu tür duşların yanına yaklaşmayın. Sorumlularını ikaz edin ve belediyeye bildirimde bulunun.
Musluklar için yalnız pas değil kireçlenme de önemlidir. Bakteriler, kireç tutmuş musluk başlarında da üreyebilmektedir. Bu yüzden kireçler, usulüne uygun bir şekilde temizlenmelidir. Bir de yazın bahçe sulama keyfi vardır, paylaşmak istediğim. Bahçe sularken, alt tarafı çimlere deyip, hortum musluğundaki pası görmezden gelebiliriz. Ve böylece bilmeden milyonlarca bakteriyi çevremize servis edebiliriz!
Klima Hastalığı
Yaz
gribi, klima hastalığı olarak da bilinir. Söz konusu bakteri, klimalar
içinde 20-50 derece arası bir sıcaklıkta hızla üremeye başlar. Klima
havası ve özellikle klimaların atık suları ile de çevreye yayılır. Su
zerrecikleri içinde yayılan mikroplar nefes yoluyla vücudumuza
girerler. Ancak, insandan insana bulaşmazlar.
İşte bu
gerçekler, hepimizi tedbirli olmaya davet ediyor. Öncelikle yüzme
havuzları, depo ve klimaların çok iyi temizlenmesi gerekiyor. Musluk ve
duş başları da öyle…
Yaza girmeden önce musluk ve duş başlarını kaynamış-basınçlı su ile yıkamak son derece pratik ve yararlı bir çözümdür. Yüzme havuzu, soğutma sistemleri ve depolar da usulüne uygun bir şekilde mikroplardan arındırılmalıdır. Jakuziler de ayni özenle bakımdan geçirilmeli, temizlenmelidir.
Bakteri 40 derecede
ürediğine göre termoslardaki su ısısını 60 derecenin üzerinde bırakmak
iyi bir tedbirdir. Bu bakterilerin teorik anlamda 70 derecenin üzerinde
üreme şansları yoktur.
Hastalık, mikrop alındıktan 2 ile 10 gün arası bir süre içinde ortaya çıkar. İlk gün belli belirsiz bir kırıklık söz konusudur.
Daha
sonra; hafif-orta arası bir ateş, kırıklık, “bir araba dayak yemiş”
gibi ifade edilen kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, burun
akıntısı ve boğaz yanması, dile getirilen başlıca yakınmalar olur.
Kesik ve hafif bir öksürük olabilir. 38.5 dereceyi geçmeyen bir ateş
görülebilir.
Yaz zatürresi
Az
görülen ama son derece ciddi bir hastalık olan yaz zatürresi de ayni
bakteri tarafından oluşturulur. Yaz zatürresi, erken tanı ve tedavi
gerektiren bir hastalıktır. Tedavi edilmediği takdirde hayati tehlike
arz eder.
Yaz zatürresinde 40 dereceyi bulan ateş,
titreme, göğüs ağrısı yakınmaları vardır. Öksürük önceleri kuru sonra
balgamla birliktedir. Kanlı balgam, nefes darlığı ve bilinç
bulanıklığı, olumsuz seyir adına ciddi birer ikazdırlar. Böyle bir
durum, son derece enerjik bir tedavi gerektirir. Gerek duyduğumuz ciddi
olguların tedavilerini yoğun bakım ünitelerinde gerçekleştiririz.
Hastalığın tedavisinde öncelikle Macrolid grubu antibiyotikleri yeğleriz. Kinolon grubu antibiyotikler de eş derecede etkilidirler. Ancak, tedaviye dirençli olgularda kültür antibiogram gerekebilir. Ateş ve kırıklık için sıklıkla parasetamol grubu ilaçlar öneririz.
Nelere yol açabilir?
*Kalp yetmezliği
*Solunum yetmezliği
*Böbrek yetmezliği
*Ritm bozukluğu
*Ruhsal bozukluk
Kimler dikkat etmelidir?
*50 yaş üzerindekiler
*Sigara içenler
*Şeker hastaları
*Akciğer hastaları
*Kortizon kullananlar